24 Mart 2014 Pazartesi

GİRDAP


                       EN DİBE VURDUĞUNUZDA SİZİ İYİCE İÇİNE ÇEKEN 
                     VE ASLA KURTULAMAYACAĞINIZI DÜŞÜNDÜRTEN O DUYGU ...


Bizim duygu girdabımız... Nasıl da sinsice içine çekiyor, farketmeden kölesi oluyorsunuz. Peki bu ruh halinden çıkmayı nasıl başarabiliriz? 

Olumlu sağlık haberlerimi aldığımdan beri, içimi yeni bir yaşama sevinci sardı. Bunu çok uzun zamandır bekliyordum, derin derin nefes almayı, her nefesimde yaşamayı bir o kadar daha çok istediğimi bilmek. Kaybettiğim sayısız anın önemi bir anda yok oldu, şimdi her uyandığımda uzun uzun yapacaklarımı düşünüp, sevincini yaşıyorum. 

Evet, dediğim gibi kaybettiğim birçok şey oldu geçen 7 sene boyunca. Saçlarım, kaybolmuş bir ruh hali, hepsi benimdi ve aynı zamanda kayıptı. Gidenlere ve yaşadıklarıma artık üzülmüyorum, eğer üzülürsem tümörler geri gelir, bunu çok iyi biliyorum. Zamanında çokça bu hatayı yaparak, kendimi daha da hasta ettim, elime geçen neydi? Hiçbirşey ve aslında kötü herşey...

Böyle olgun düşünmeyi hakettiğimi düşünüyorum artık, giden şeylere üzülürsek biliyoruz ki; hayatımızda ki yenilikleri ve güzellikleri kaçıracağız. Bu şekilde düşünebilmeyi hepimiz hakediyoruz, herkes kendi için özel ve güzel. Sizin bir benzeriniz yok, yaşadığınız tüm kötü şeyler sizin başarınız aslında. 

Nasıl mı?

Hayatın dümdüz bir çizgi olmadığı konusunda herkes hem fikir olmalı. Size çok ama çok basit bir örnek vereceğim.

Mesela, beğendiğiniz bir eteği yada pantolonu almaya gittiğiniz, cebinizde paranız var, o sabah kalktığınız da hava yağmurlu. Yağmurluğunuzu giyerken, bu sizin alışveriş gününüzü berbat edemez diye düşünürken, şemsiyenizi aramaya başlıyorsunuz. Fakat şemsiyenizi birkaç gün önce dolmuşta unuttuğunuzu farkediyorsunuz, dışarı çıkınca bir tane alırım diye düşünüp, evden ayrılıyorsunuz. Ama olaylar istediğiniz gibi gelişmiyor, ortalıkta ne şemsiye satan biri var ne de boş taksi! Hatta ve hatta yağmur gittikçe şiddetleniyor. Dolmuş bekliyorsunuz, yağmur hızı sinirlenme kat sayınıza yetişiyor. Uzaktan gelen dolmuşu görünce, yüzünüzde bir gülümseme oluşuyor, fakat yaklaşınca görüyorsunuz ki dolmuşta boş koltuk yok :) Pardon komiğime gitti. Neyse, bir tane daha dolmuş geliyor ve şükürler olsun ki bindiniz. Üstünüz sırılsıklam, parayı uzatıyorsunuz, ellerinizin ıslaklığıyla bozuk paralar elinizden kayıp etrafa saçılıyor. Yanınızda oturanlar parayı toparlayıp size uzatıyor. Neyse ki bunu da atlattınız! İniceğiniz yere yaklaşırken, sabah ki kadar mutlu hissetmediğinizi düşünüyorsunuz ama kıyafetinizi alacaksınız, o konuda kararlısınız hala. Mağazanın önünde indiğinizde, bir araba hızla yanınızdan geçerken üstünüzü ıslatıyor. Artık küfretme zamanı diyip, ağzınızdan o kelimeleri çıkarıyorsunuz!

- LANET OLSUN! DİKKAT ETSENE YA! 

Mağazanın içine kedi gibi ıslanmış bir şekilde ve birazda üşür halde giriyorsunuz. 

-Evet ben ne alacaktım?

-Etek!


Reyonlara bakıyorsunuz alacağınız eteğin bedeni kalmamış. Ama o eteği bugün alacaktınız hani? Eli boş ve ıslanmış bir şekilde eve geri dönüyorsunuz. 

Moraliniz bozuk değil mi? Peki çok mu bozuk? Daha kötü günleriniz illa ki oldu, bunu içten biliyorsunuz. Ama o an diyorsunuz ki, ben ne kadar şanssız bir insanım, mutlu olmam için bir sebep var mı bugün? 

Aslında çok ama çok sebep var. Daha kötüsü olabilirdi, alt tarafı bir etek, alt tarafı bir kavga, alt tarafı bir kayıp, alt tarafı kolunuz kırıldı, alt tarafı ameliyat oldunuz, ama iyi ki yaşıyorsunuz. İşte buna sevinin ve mutlu olun! Olumsuz düşünce girdabı, adı üstünde girdap işte, sizi anında alıp götürür. Bu işin kolayı. Zor olan kısım ise, mutluluğu yakalamak, bahsettiğim girdabın içinde hem de! Bu hiç te zor değil.

Eteği alamadığınız gün eve geldiğinizde belki annenize sinirlenip bağırabilirsiniz ve annenizle aranız bozulur. Annenizle aranız bozuk diye, erkek arkadaşınıza kötü davranırsınız, erkek arkadaşınızla tartıştınız için uykusuz kalırsınız, öbür gün işe uykusuz gidersiniz. İşe uykusuz gittiğiniz için, iş yerinde dalgınlıkla bir hata yaparsınız, hata yaptığınız için siniriniz daha da bozulur, azar bile işitmiş olabilirsiniz. Daha devam edeyim mi? Yoksa başa dönüp, alışveriş sonrası kendinize güzel bir kahve yapıp yada sağlıklı bir portakal suyu sıkıp, izlemek istediğiniz filmin başına mı geçersiniz? Belki kediniz de yanınıza sokulur, ne güzel olur değil mi? Size masum gözleri ile baktığı anda, ne yağmuru ne de eteği düşünürsünüz. 

Hayat dümdüz değil işte, olmasın zaten! Mutlu olmayı bilin ve eğer ki değilseniz benden tavsiye, kendinize bir tokat atın!


Sevgiler,

Gözde Becerikli

20 Mart 2014 Perşembe

PAPATYALAR



Tedavilerim bittiğinde erkek arkadaşımla uzun bir tatile çıktık, deniz ve kumun olduğu bir yere gittik, 1 ay kadar orada birlikte zaman geçirdik. Güneş, deniz ve kum üçlemesi bile moralimi yerine getirmeye yetmemişti. Güneş’i gümüş bir istridye kabuğu gibi görmeyi bile becerememiştim. Baktığım her nesne bende nefret uyandırıyordu, hayata ve kendime sürekli lanet ediyordum. Böyle bir durumdayken, kendimi nasıl iyileştirebilirdim ki sizce? Tatilden döndükten sonra, yavaş yavaş saçlarım uzamaya başladı, yavaş yavaş motive olmaya başlıyordum sanki, küçücük bir pırıltı beni bulmuştu. Bana sesleniyordu:

-Beni takip eder misin?

Takip etmek istiyordum ama yolu hiç ama hiç bilmiyordum. Küçük bir fısıldama geldi:

-Tek yapman gereken beni takip etmek, ben senin rehberin olacağım bundan sonra, bana inan herşeyi unutacaksın.
Pırıltıya çok inanmasam da, inanmak istiyordum. Belki de gerçekten doğru söylüyordu. Benim iyi hissedeceğim bir yer vardı, o yerde mutlu olabilirdim. İnanmalı mıyım sana?

-Kendine haklısız etme, herkesin mutlu olcağı bir yer var. Eğer bana inanırsan ben seni o mutluluğa götüreceğim. Fakat oraya vardığımız da yanlız olacaksın. Teklifim hala geçerli, benimle gelicek misin?

“Evet” dedim. Başka bir çarem var mıydı ki, tabiki geleceğim. Umarım karanlık zihnimi eskiden olduğu gibi çiçeklerle donatırsın, sana inanıyorum.

-Bekle, ben sana haber vericem.

İçim biraz da olsa rahatlamıştı ama hala huzursuzluğum devam ediyordu. Hayatı tekrar sevebilecek miydim? Güzel kıyafetler giyip dışarı çıkacabilecek miyim? Saçlarımı geri istiyorum, kendimi geri istiyorum.

Sevgiler,

Gözde Becerikli

14 Mart 2014 Cuma

UZUN BİR BEKLEYİŞTEN SONRA




Gerçek olan tek birşey var! MR neticelerimin temiz çıktığı:) Evet, ben de dahil olmak üzere herkes bu sonuca oldukça şaşırdı! Bekleyişimin çoğu kısmı huzursuz geçse de, sonuç epey sevindirici oldu. 2007'den beri aldığım en iyi MR sonucumun mutluluğu tarif edilemez benim için. Emin olun ki, artık daha bir güzel nefes alıyorum. Sanki beni kuşatan bir duvar vardı önceleri, şimdi ben o duvarı yıktım, paramparça ettim. Kim ister ki hapis gibi yaşamayı? 

Doktorlarım da aynı mutluluğu benimle yaşadılar, bu bir iş bölümü aslında. En büyük iş bendeydi, artık özgürüm. Özgürüm dediğim gibi, beynimin ürettiği o kötü düşüncelerden arındım çünkü. Onların bir daha gelmemesi için, kendimle anlaşma yaptım. Basamakları zar zor çıksam da, artık koşabileceğimi biliyorum. İnanmıştım iyileşme göstereceğime, umut kapıları hiçbir zaman kapanmamış oysa ki. Peki siz ne diyorsunuz? Şaşırdınız mı?

Size iyi olacağıma dair söz vermiştim, ben üstüme düşeni yaptım, şimdilik. Peki ya sonrası? Sonrasını düşünmüyorum, aynı düşünce halinde yoluma devam edeceğim ben. Belki yoluma küçük küçük engeller çıkar, ama ben o engelleri aşacağım. Size, sadece ve sadece, şimdi ki durumum adına konuşuyorum. Gerisini boşverin, çünkü ben boşverdim :) Bu mutluluk kısa süreli bile olsa, yaşamaya değer hayat. Bu bir hediye, hayatımda aldığım en güzel hediye hemde! 

Eğer birşeye yürekten inanıyorsanız, gerçekten onu olmuş bilin. Ben sizin için bir örneğim, kendimi denek ilan ediyorum. Sizin deneyinizin bir parçasıyım, bana kulak verdiğiniz sürece de öyle kalacağım. Ben zor birşeyi başardım, bunun farkındayım. Artık karnıma aniden giren ağrılar yok, artık yorgun değilim, artık sağlıklıyım. Belki sizden bile daha fazla. Sadece vücudum da ameliyat izlerim var, onlar başarımın imzası. O yara izleri bile kaybolmaya başladı, onlara baktığım da iyileşmem için çizilmiş çizgiler olduklarını görüyorum. Benim haritam onlar, yolumu tamamlamam için çizdiğim. Devam ederken arkamdan küçük ekmek kırıntıları bıraktığım yollar var üstünde. Zaman zaman o yollara bakıp, ne kadar şanslı bir insan olduğumu hatırlayacağım ve ardından gülümseyeceğim. Sizi seviyorum, bana aitsiniz çünkü. Sizden vazgeçmeyeceğim, yoluma kaldığım yerden devam edeceğim. Benim tek planım bu. Bir daha ki zamana kadar...


Sevgiler,

Gözde Becerikli