7 Ocak 2014 Salı

DRAMA


BİR HİKAYE VARDIR, SÜREKLİ ANLATILAN. BİZİM KÜÇÜK DRAMALARIMIZ ...


PART 1

Güneş parlıyor bugün. Bedenim ve ben , güneş ışığında şımarmak istediği için küçük bir gezintiye çıkacağız. Doğa, bize hayran kalacak bugün. Rüzgarın esintisiyle gelen kokusunu, 6 gündür oksijene aç kalmış ciğerlerime dolduracağım çünkü. Uzun zamandır bu kadar istekli birini görmemiştir çevresinde. Bedenimi ele geçiren virüsten ötürü, gün ışığını göremedim kaç gündür ki, ben renklere aşıktım hani? Bugün hepsini yaşıyacağım ama önce size kısa bir hikaye anlatacağım, herkesin bildiği bir hikaye. Bizim küçük dramalarımız... 

" Daha fazlasını kaldıramıyacağım dediğiniz durumlar var ya uyumayı tercih ettiğiniz, düşünmemek adına. Gözlerinizi kapattığınızda hemen rüya görmeyi dileyip, onlardan uzaklaşmak... Çok umut verici görünür değil mi?

KARANLIK MI İSTEDİĞİMİZ ŞEY YOKSA KARANLIĞIN İÇİNDE KAYBOLUP GİTMEK Mİ ?

Gözlerinizi kapalıyken ilk yaptığınız ise, karanlıkta ki ışıkları görmek oysa ki. O belli belirsiz noktalardan bahsediyorum. Noktalar önce küçük küçük gruplar halinde görünür, sonra daha da netleşmeye başlar, renkleri görmek istersiniz içinde. Çoğunlukla gördüğümüz renk kahverengi tonlarında bir turuncudur yada grimsi bir mavi. Sonra o renkler, bir takım nesnelere dönüşür, gözünüzü açmak istersiniz o anda, ama açmazsınız. Çünkü, merak ediyorsunuz göreceklerinizi. Biraz daha fazlası... Uykuya geçemediğiniz için, kaçmak istediğiniz olaylar dizisini hatırlamaya başlarsınız, gözünüzü sımsıkı kapamaya çalışırsınız, tekrar ilk başa dönmek için. Kapkaranlık ekranı tekrar görmek istersiniz. Bu bizim uyku dramamız, kendi dramamız. Kaçmaya çalışırken aslında kendimizi istemeden de olsa teslim ettiğimiz karanlığın draması...

Gözlerimizi bir süre açık tuttup, uyanık olduğumuzdan iyice emin olana dek odada ki objelere bir göz gezdiririz. Birşeyler hareket ediyor mu, olağanüstü birşey var mı diye gözlerimiz karanlığa alışana kadar iyice bakmaya devam ederiz. İlk etapta hepimiz pencereye doğru bakar, ayışının aydınlattığı perdenin üstünde ki desenlere takılırız, belki desenler duvarda bir şekil oluşturmuştur. Dikkatlice inceleriz, bize sunulan mekanda çok kısıtlı nesneler vardır o esnada. Yavaş yavaş dışarda ki sesleri dinlemeye başlarız, arabanın seslerini, kedilerin çıkarttığı sesleri... İnsanların ayak tıkırtılarını, bazı sesler yabancıdır hatta. Nerden geldiğini kestiremezsiniz. Sonra varolan seslerin yerini derinden gelen sesler alır, 2 kat aşağınızda oturan komşunuzun konuşması uğultu şeklinde, hatta daha da zorlarsınız ayak seslerini bile duyabilirsiniz. Biz nerde kalmıştık? Aa drama diyorduk!  

Bu hikaye bizim hikayemiz, kaçmak isteyip kaçamadığımız şeylerin hikayesi, bile bile karanlığa gömmeye çabalarız onu. Sonuç sadece bir gece sonrasına ya da o gecenin sabahına kalmış olan bir "ŞEY". Melankoliden besleniyoruz hepimiz, hüzünden, kötülüklerden, olumsuzluklardan. Peki hiç düşündünüz mü? Herşey iyi giderken, neden hala aç hissediyoruz? Doyumsuzluğumuz, kendimize yetememe yetisi mi, yoksa başa çıkamadığımız şeylerin toplamı mı? Doğrudur ki, yükler çoğaldıkça bizi tetikleyen şeyler de doğru orantıda artış gösteriyor. Yaşadığımız dramatik olaylar bizi güzele hazırlıyor, peki neden? Değerini bilemediğimiz için mi? Anın? Yaşamın? İnsanların? 

Bunu düşünmeye ihtiyacımız var ki en önemlisi, eğer dramaları seviyorsanız sadece kendiniz bunu yaşamayı tercih edin. Başkalarının üstüne yıkıp, onların yüzünden kaynaklanıyormuş gibi yansıtmayın. Bu ilk başta kendinize karşı yapacağınız bir bencillik. Kimse sorunlu insanları sevmez ki! Belki ilk başta çekici gelir ama sonraları bir felakate dönüşür. Sorun sizken sorun karşınızdakine de geçer ve istemeden birinin mutsuz olmasına sebep olursunuz. Bu kadar cesaretli misiniz peki? Bunların hepsi işte, o karanlık hikayede başlıyor! Eğer uyumayıp o sorunu çözmeye çalışırsanız, dramanızı hem kendiniz yaşamış olacak hemde eminim ki üstesinden geleceksiniz. Bırakında o noktalar, güneşli bir günde çimenlerin üstünde uzanırken belirsin. Yada bulutlara bakmayı deneyin, bulutları mısır patlaklarına benzetin. Dünya'da olan biteni düşünün, çözüm arayın, yardımcı olun. Sadece kendi dramanızın içinde boğulup giderken, yaşamın her detayına seyirci kalıyorsunuz. Dünya sizin etrafınızda dönmüyor, o zaten dönüyor biliyorsunuz ki ilkokuldan beri! 

DRAMALARI BU YÜZDEN SEVMİYORUM, BİRÇOĞUNUZUN GÜCÜNÜ EMİYOR, UMARIM BU YAZIM SİZİ FARKINDALIĞA ÇAĞIRIR BİR NEBZE DE OLSA!

Sevgiler,

Gözde Becerikli

xxx


2 Ocak 2014 Perşembe

BUGÜN GÜNLERDEN PERŞEMBE


HER GÜNÜ BİR DAHA YAŞIYAMIYACAK GİBİ SEVİNCE DAHA BİR GÜZEL OLUYOR! 
NE DERSİNİZ?



Belki de biraz önce dediğim gibi yaşamının keyfi bu şekilde çıkıyor. Herşeyi çok fazla ciddiye alarak yaşayınca insan,  girdabın içinde boğulup gidiyor adeta. Biz girdaplardan çıkmayı biliriz ama değil mi?

Bu aralar plan yapmakla meşgulum ,onun haricinde üzerimde ameliyattan beri geçmeyen bir yorgunluk var ve sabahları uyandığımda başıma saplanan bir ağrı...Her sabah yataktan yorgun kalkıyorum, sanki bir gece önce sabaha kadar dans edip, içkinin dibine vurmuşcasına :) Bunları yapmadığım halde halsizim. Geçen hafta Amerikan Hastanesi'nde Onkoloğuma kontrole gitmiştim. Varolan şikayetlerimden de bahsettim ona. Baş ağrısı şikayetim olduğu için her ihtimale karşılık beyin MR ı çektirmemi istedi, ayrıca kan testi de. Yarın Yeditepe Hastanesi'nde tahlillerimi yaptıracağım. MR için daha gün almadım. O günden beri eğer beynimde de bir kitle çıkarsa diye korkmaya başladım istemeden, ara ara bu düşünce aklıma geliyor. Korkmamam gerektiğini fısıldıyorum kendime, biraz aklım dağınık, birazcık keyfim kaçık, biraz isteksizim. Üzgünüm 2014'e güzel bir ruh haliyle başlıyacaktım ama MR sonucunda sapasağlam olduğumu görünce , eskisinden de iyi olacağıma eminim !

Eskiden kullandığım Votrient adlı hapa tekrar başlamamı istedi Onkoloğum Prof.Dr.Sevil Bavbek. Günde 800 mg içiyorum, 2 tablet sabah kahvaltıdan 1 saat önce aç karnına. Eskiden kullandığımda tümörlerin vücudumda oluşmasını 1 sene kadar engellemişti. Şimdi başka bir opsiyonum olmadığı için tekrar bu ilaca geri dönüş yaptırdı. İlacın yan etkileri hemen kendini belli ediyor, tenimi daha da beyazlaştırıyor ,saçlarımı ve vücudumda ki tüm kılları, tüyleri platin sarısına çeviriyor, albino gibi oluyorsunuz. Ben saçımın rengini yine değiştirmek zorunda kalacağım, sarı tonlara dönmem gerekiyor tekrardan. Bu ilginç yan etkinin haricinde kimi  zaman bulantı, kusma , baş ağrısı, kas ağrısı,  halsizlik, yorgunluk ve nefes kesilmesi gibi yan etkilerini de gösteriyor. Artık bunlarla yaşamayı öğrendim, psikolojik olarak iyi olduğunuza inandırırsanız kendinizi , ilacın yan etkilerini daha az görmeye başlıyorsunuz. Votrient bir süre sonra vücuda karşı bağışıklık kazanıyor ve kanserli hücrelerin oluşmasını engellememeye başlıyor. Daha önce başıma geldiği gibi. Umarım bu sefer bir mucize olur ve bu ilaç beni iyileştirir, belki vücudumda farklı bir etki yaratır.

HAYAL KURMAK GÜZELDİR!

 Eğer Votrient 1 sene kadar ameliyat olmamı engellerse, yine de mutlu olacağım. Yaşamayı, her anını seviyorum. 2014 mucizeler senesi olsun !

Ciao!


Gözde Becerikli

29 Aralık 2013 Pazar

14

 BİR SÜRÜ YENİ HABERİM VAR! HADİ BAŞLAYALIM!



   

Bu hafta ameliyat kampanyama katkıda bulunacak defilem için İzmir'e gittim. Ekonomi Muhabirleri Derneği'nin Yeni Yıl koktelylinde koleksiyonum "Şamari" sergilendi. İzmir'e uzun zamandır gitmemiştim ve hava değişikliği inanın çok iyi geldi. Sevgili Ayşe Köksal Narinleydim tabiki de. Tek umudum defilenin kampanyama katkıda bulunması , bunu ilerleyen günlerde göreceğiz. Hala desteklerinizi bekliyorum!

İzmir dönüşünde artık çıkarmak istediğim markamın ve koleksiyonumun hazırlıklarına başladım, basın danışmanım ve hayatımda değer verdiğim eşsiz insanlardan biri olan Ayşe Narin ile biraz plan / program yaptık. İlerleyen zamanlarda birçok süprizim olacak sizlere. Artık çalışma ve üretme zamanı , 2014 te gerçekten farklı bir hayatım olacağına inanıyorum. Bir yandan kitabımı yazmaya devam ederken ,daha da çok şey yapma isteğini durduramıyorum içimde. Bence bu çok motive edici , zaman üretkenlik zamanı dedim ya ! :) 

Size geçen haftadan beri başladığım Biorezonans'tan bahsetmiştim değil mi? Biorezonans iyi gidiyor, doktorum Sinan Bey, tedavime ek olarak kullanmam gereken vitaminleri ve beslenme şeklim hakkında beni bilgilendirdi. Size bunlardan bahsetmek istiyorum şimdi...
Günde 10 gr C vitamini içiyorum yani günlük dozum 10.000 mg  ediyor. Eczanelerde satılan tablet C vitaminlerinin dozu çok düşük olduğu için çözümü 500 gr lik toz halinde Acide Ascorbique ( C vitamini ) alarak çözdük. Eczaneniz vitaminin toz halini Onur Kimya gibi büyük üreticilerden getirtebiliyor aklınızda olsun!



Bunlar bağışıklık sistemimi güçlendirmem için kullanmam gereken iksirlerim. Diğer bir tanesi de Noni vitamini günde 3 tablet, sabah-öğle-akşam tok karnına ! Bu vitamin Pasific Okyanusda ki adalarda yetişen Noni meyvasından elde ediliyor. Oranın yerlileri asırlardır bu meyvayı koruyucu ve iyileştirici etkisi olduğu için bilinçli olarak tüketmekteymiş. 




HEY NONİ ?

Kseronin, noni meyvasının içinde ki en önemli maddelerden biri. Bu madde vücuda yeterli miktarda alınırsa hücreler kendini 100 günde bir yenileyebilir ve bu da doğru orantı da vücudun kendi kendini tedavi etme yeteneğini harekete geçirmiş olur. Bağışıklık sistemini, sinir sitemini ve dolaşım sistemini güçlendirerek yaşam kalitesini yükseltebiliriz. Umarım bu mucizevi meyvanın tüm faydaları, bende de en iyi şekilde etken olur! Tabi ki bunların haricinde hala Propolis ve Shark liver Oil'e devam!
Beslenme şeklim değişti, artık sadece ayda 1 kere et yememe izin var. Zaten hiçbir zaman ete karşı bir düşkünlüğüm olmadı,çoğunlukla sebze ağırlıkta beslenirdim, şimdide isabet oldu ! :) Onun haricinde şeker ve şekerli gıdalar kesinlikle yasak! Buna ev reçeli bile dahil, bende kendime diabetik vişne reçeli aldım :) Sorun yok kısaca ben çok memnunum hayatımdan ! Onun haricinde günde 3 litre su tüketmem lazım, bol bol yeşil sebzeler vs. bildiğimiz şeyler...

Yarın Amerikan Hastanesi'nde Onkoloğum Prof.Dr.Sevil Bavbek ile randevum var. Ameliyat sonrası beni muayene edecek ve kullanmam gereken yeni bir ilaç varsa belki de ,onu öğrenmiş olacağım. Kemoterapi tedavisine karşıyım önceden de demiştim , zaten bugüne kadar kullanmadığım ilaç kalmadı. Gemzarlar, ifosfamideler, Yöndelisler, Adriamycinler , Holoxanlar hiçbiriniz bana iyi gelmediniz. Artık daha farklı yöntemleri denemenin zamanı geldi...

2014 benim için uğurlu olacak inanıyorum. Çünkü rakamlar beni anlatıyor bu yıl ! Şubat 2.ay ve 14 şubat benim doğum günüm, bu seneye pozitif başlamayı seçiyorum bende ! Haberiniz olsun bu yıl herkes için GÜZEL !

Bir daha ki zamana kadar...MUTLU YILLAR!!