TAM 1 SENE OLDU, KANSERİN BANA UĞRAMADIĞI. ONA BENDEN UZAK DUR DEDİM, SANIRIM BİRAZ FAZLACA SERT ÇIKIŞMIŞIM. MUCİZELERE İNANDIĞIMI SÖYLEMİŞTİM SİZE...
Hep güzel birşey olsun umuduyla uyanırız aslında, çünkü günün başlangıcıdır sabahları. Bir gün öncesinde ne olduğu umrumuzda olmaz bir süre,yeni bir gün başlamıştır, yeni bir sayfa gibi.Bu az bir zaman dilimi olsa bile,hissetmek yeterli olur diye geçiririz aklımızdan. Peki bu mutluluğun size sürekli uğradığı olur mu?
O saf,eşsiz mutluluk benim son günlerimi hatırlattı bana. Mr sonuçlarımın temiz çıktığı birkaç gün önce ki zamanlar. Son 8 senedir kötü haberlerle yaşayan ben, sanırım son 1 senedir hayatımın en güzel vakitlerini yaşıyor hale geldim. Bazen bunun bir rüya olduğunu düşünüp kendimi dürtüyorum:)Hey! Gözde ! Kendine gel!
İnanması güç olsa da, ben bir şeyi başardım sanırım, kanseri yendim. Beni 9 kere alt etmeye çalışsa da. Tertemiz bir Mr kağıdını bana rüyalarımda verirlerdi önceleri, şimdi o rüyalar gerçek oldu. Bende buna mucize toprakları diyorum. Beyin gücümle kanseri yenmenin mutluluğu ile onu hiç ama hiç sallamamam sanırım başarıya ulaşmama sebep oldu.Kanseri hiç düşünmeyin, vücudunuzda gezinirken aslında varolmadığını düşünün onun. Sizin gibi değerli bir varlığı alt edemez ki, edebilir mi sizce? Ona meydan okuyun ki sizden korkup kaçsın, hasta olmadığınızı gerçekten bedeninize haykırın. Ruhumuz bizi yaşatan şey, beden sadece hapsolduğumuz bir araç.
Ben yaşayan bir örnek olarak hep karşınızda durmak istiyorum, yıldığınız her an her dakika bana yazın, unutmayın sizden daha çok sizi düşünen hep biri var burda. Eğer gücünüz yoksa da benim gücüm hepinize yetecek kadar çok var, çünkü ben onu depoluyorum. Gerekli zamanlarda da çıkararak kullanabiliyorum.
Acınız hayat enerjinizin önüne geçmesin, başka hiçbirşeye inanmayın kendinizden başka...
Hastane günceme gelicek olursak, biraz bahsetmekte fayda var sanırım. Son iki Mr tetkikimi Göztepe Medeniyet Hastanesin'de yaptırdım, hani bu minibüs yolunda ki.İçini yenilemişler ve makineler gayet yeni ve temiz. Sgk güvenceniz varsa bedavaya bu işi halledebiliyorsunuz. Artık MR çekilen yer ayrı bir binada değil.Hastanenin zemin katında, ister merdiven kullanın ister asansör.Ben asansör bekleme sabrını gösterewmediğim için, o gün koşarak indim merdivenleri, hatta 2'şer 3'er:) Sonuçları almak için 2 saat bekledim, radyolog doktorun imzası gerekiyormuş, orda bir hayal kırıklığına uğradım, yüzüm asıldı:( Aylardır beklediğim sonuca bu kadar yaklaşmışken hemde. Annemle birlikte yakında bir pastaneye gittik, kestaneli pasta yedim. Uzun zamandır pasta yememiştim, belki de onu yiyerek kendimi ödüllendirmek istedim. Güzel bir sonuç çıkar düşüncesiyle..
Annemle sohbet ederken vakit geçmişti, tekrar hastaneye döndük, bir yarım saat daha beklettiler. Sekreterler pek bir umursamazdı.Herkes birşeyler bekliyordu, o üzgün gözlerle.Benden daha büyük acıları olanları düşündüm o anda. Gerçek yaşamın ta kendisi hastanelerdeydi aslında. Acının, mutluluğun, hayal kırıklıklarının yaşandığı yer.. Oraya gittiğinizde psikolojiniz bozuluyor biliyorum, her 3 ayda bir o soğuk koridorları bende geziyorum. Bunun katlanmanız gereken birkaç saat olduğunu düşünün yeter. Sonunda kağıdı alabildim, Annemle birkaç kere okuyup, yazılanları algılamaya çalıştık.
-E,bunda birşey yok ki!
-Hadi bir daha okuyalım iyice.
Bazen gözlerinizin şahit olduğu şeyi, algılarınız kabul etmez:)
Kan sonuçları da muhteşem. Demek ki mucize denilen birşey varmış:)
Ertesi gün sonuçları alıp Amerikan hastanesi'nde ki onkoloğum Prof.Dr.Sevil Bavbek'e gittik. O da aynı tepkiyi verdi:)
- E,bunda birşey yok ki!
Annemle gülüştük. Bu sonuçlar gerçekten hayata daha da sıkıca tutunmak için bir sebep, sevmek için, yaşamak için...
Ben yine düşünmeyeceğim seni sarkom, hatta bana hiç gelmediğini düşünmeye başlayacağım sanırım. Seni hayatımdan ignore etmek çok zevk veriyor bana, gizli bir sadistliğim var sana karşı. Üzgünüm, elimden başka birşey gelmiyor:)
Sevgiler,
Gözde Becerikli
29 Aralık 2014 Pazartesi
19 Kasım 2014 Çarşamba
BİZİM SESSİZ KAYBOLUŞLARIMIZ
KAYBOLABİLİRİZ DEĞİL Mİ? BAZEN KEDERİNİZİN, BAZEN MUTLULUĞUNUZUN, BAZEN GÖZYAŞLARINIZIN, BAZEN DE HAYATIN TA KENDİSİNDE...
Herşeyin sonsuz olacağını düşünürsünüz, sonra sonsuzluğu anlamaya çabalarsınız, elde ettiklerinizin hep elinizin altında güvende olduğu hissine kapılırsınız. Bunun için size bir zaman dilimi veremeyeceğim, bu belki 1 sn sürer, belki de 1 hafta belki de 1 yıl. Sadece ve sadece kaybettiğiniz ana kadar. Peki niye kayıpların arkasından ağlarız, sızlarız.Bizi üzen kısmı eldeva demek mi, yoksa bir daha aynı şekilde hissedememek mi? Kaybettiğiniz an mı kafanıza dank eder, değerlenir öylece? Neden böyle oluyor? Ne çok soru var değil mi? Aslında hergün birşeylere elveda derken... Bir öpücüğe, bir arkadaşa, bir kediye, bir elbiseye, bir güne, bir anneye, bir kardeşe, bir aşka...
Doğum anımızdan beri bize hiçbir şeyin sonsuz olmadığı öğretilmişti ya, şimdi size bunu hatırlatıyorum. Sonsuzluk aslında kafamızda ki o süregelen kavram değil. Sonsuz şeyler aksine anlık yaşanır, içinizin ürperipte düşünmediğiniz anlarda hatta. O sizin sonsuzluğunuz olur bir anda. Eğer ki düşünmeyip, sadece hissedersiniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Hadi şimdi korkularımızı bir kenara atalım, başınıza kötü bir şey geldi diyelim, neden hemen içimize kapanıyoruz. Neden bir anda bahçedeki pembe gülleri, petunyaları yada o yemyeşil ağaçları, size gülümseyen tatlı bir kız çocuğunu, masum masum iri gözlerle size bakan bir kediyi arkamızda bırakıyoruz? Gerçek şu ki onları biz yanlızlaştırıp, ötekileştiriyoruz. Aslında tüm güzellikler hala çevremizde varlar.
Bunları kaybetmeye değer mi? Umutsuzluklarımız hayatımızı ele geçirmesin, bunu mutlu olduğunuz anlarda çok iyi algılayamazsınız malesef ki, biliyorum. Ne zaman gülümseyerek bakmaya başladığınız da hayatta size tüm o güzel şeylerini tekrar sunmaya başlar. Aksini iddia etmeyin, hergün gülümseyin yeter ki, her ne olursa güzel şeyleri hepimiz hakediyoruz.Peki kayboluşlarımız, kendimizden kaçışımız. Ne kadar manasız oysa ki. Ama bizim sessiz kayboluşlarımız, bizim sessiz melankolilerimiz aslında.
Son olarak söyleyeceğim bir şey daha var, ben gülümsemeye devam edersem, o güzellikler beni de bulacak mı acaba?
Sevgiler,
Gözde Becerikli
28 Eylül 2014 Pazar
IŞIKLAR KAPALI
SİYAHTAN NELER NELER ÇIKARABİLİRSİN DEĞİL Mİ? ANCAK, RENKLER HER ZAMAN VAR BAZEN UNUTSAN DA...
Uzun süredir ışıkları kapadım, renkleri kalbime gömdüm. Unuttum belki de, belki de hatırlamak istemedim, sessizliği seçtim. Uzun soluklu oldu biliyorum.
Bazen sessizlik iyidir, sessizlikte bulur insan kendini. Ama, kalbinin atışını duyana kadar bu sessizlik bozulur aniden, başka hayatların olduğunu düşünürsün, capcanlı, tazecik. İstemesen de doğrulup, bağırmak istersin, boğazında düğümlenir, çıkaramazsın. Belki de çıkarmak istemezsin.
Çıkarmalıyım diye düşündüm çokça, başka çare bulamadım sanırım tekrar yazmaya başladım. Parmaklarım birbirine çarpıyor, sanırım unutmuşum. Hala titriyor ellerim, odam soğuk, kış geldi galiba. En son haziran'da kalmıştım. Ne zaman yapraklar döküldü, sarardı mı farkında bile değilim, en son yeşillerdi. Şimdi her yer soğuk, gri, ıslak...
Kışı sen getirdin, yağmur damlası olarak düşeceksin, yeşereceksin sonra. Pırıl pırıl olacaksın eskisi gibi, hatırladığım gibi. Senle yada sensiz olacaksa da, seni hissedeyim yeter ki, bileyim varolacaksın yakında...
Ben ise yoluma devam edeceğim, etmek zorundayım biliyorsun. Keşke burda olsaydın da, sana güzel haberleri verebilseydim, 6 aydır vücudumda tümör yok, sağlığıma kavuştum. Hep iyi olmamı isterdin ya, bak ben iyiyim, sözümü tuttum.
"Umarım seninle birlikte paylaştığımız sevgi birbirimizi uzaktan hissedip hiç bir vücuda bürünmesine gerek kalmayacak kadar büyüktür. Aylardır tek düşündüğüm şey işte. Çocukça olacak ama bunun yollarını arıyordum. Acaba havaya mı üflesem, ellerimle mi itsem diye düşünüyordum. Sonra da rüzgara bırakmayı istedim. " demiştin bir keresinde hatırlar mısın? Bıraktığın o şey bana hayat verdi biliyor musun?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)