19 Kasım 2013 Salı

UMUDU KAYBETMEMEYE DAİR


 7 YILDIR DENEYİMLEDİĞİM HASTALIK SÜRECİMDE , EMİN OLUN Kİ TÜM OLUMSUZLUKLARA RAĞMEN , HER ZAMAN YAŞAMANIN EN GÜZEL YOLLARINI ARADIM VE BULDUM. BU YAZIMI DA O YAŞADIĞIM TECRÜBELERE ADIYORUM..



Hayatımız boyunca yakındığımız bir sürü olay yaşıyoruz, kimi zaman keşke diyoruz, pişmanlık duyuyoruz yada başımıza geldiği için hayata kin kusuyoruz ama unuttuğumuz tek birşey var, yaşamayı her halükarda sevdiğimiz. Ben de yaşadığım bu zor süreçte ,yaşamanın güzelliğini sorgulayıp ,ona ne kadar çok bağlı olduğumu düşündüm.

Unutmamak gerekir ki , psikolojimizi kötüleştiren de , iyileştiren de bizleriz..Olumsuzlukları , negatif düşünceleri kendimize kolayca çekebildiğimiz gibi , onu kolayca uzaklaştırıp ,arkamızda bırakmayı da başarabiliyoruz. Bu gibi negatif şeyler , bir hastalığa yakalanmak da olabilir , birini kaybetmek de olabilir yada sevgiliden ayrılmakta olabilir. Önemli olan bunları olabildiğince kendimizden uzaklaştırmamız, ben hep bunu yapıyorum. Güzel olacağını düşünüp , hatta benim için çok çok iyi olacağını düşünüp arkama bile bakmadan yoluma devam ediyorum.

Umudumu yitirdiğim çokça zaman oldu , ölümün o soğuk rüzgarı bana da esti birkaç kere ,o zaman da sevdiklerimi düşünüp ,yaşadığım güzel şeyleri anımsayıp , gülümsemeye devam ettim. Çevremdeki insanlar bunu bilir ve beni takdir eder bu konuda.Eğer yılsaydım emin olun ,şu anda size bunları yazamıyor olurdum .Özetleyecek olursam ,hayatımızda kötü her ne olursa olsun , yaşamanın değerini bilip , ona doğru yürümeliyiz. Yaşamanın amacını sorguluyorsak ilk uygulayacağımız adım ,sadece ama sadece kendimiz için ! Bu olmalı !


Sanırım merak ettiğiniz birşey var :) Bu denli pozitif olmayı nasıl başarıyorum ? Vereceğim cevap basit , sadece ve sadece ne istediğimi bilerek :)

Herkesten bağımsız bireyler olarak , işimizin ,sevgilimizin ,arkadaşlarımızın ve ailemizin haricinde, her zaman uğraşacağımız bir hobimizin , kendimize ait özel anlarımızın ,zevklerimizin olması çok önemli..

Hastalık ve tedavi sürecimde ,eğer sadece yatakta oturup ,boş boş zaman geçirseydim o yataktan kalkamayacak duruma gelirdim, daha çok hasta olurdum. Evet benimde ,kemoterapiden dolayı midemin bulandığı ,şuurumun gittiği birçok zaman oldu ,ama o evreleri atlattıktan hemen sonra kendimi yürüyüş yaparken buldum , Moda'da sahilde oturup dondurmamı yedim , kedileri - köpekleri besledim sevdim. Sonbaharda Büyükadaya gittim ,ağaçlardan yere dökülen kuru yapraklara bastım onların çatırdamalarından mutlu oldum, erkek arkadaşımın elini tuttum ,tutarken de güzel şeylerden hayallerimizden ,yapacaklarımızdan bahsettik.Umudumu yitirmedim çünkü sevecek o kadar çok şey var ki, her yaşta hemde !

Hayatın anlamını bulmak için, illa ki kötü birşey yaşamamıza gerek yok, sadece arada bir durup düşünmeliyiz, kendimize dışardan bakmalıyız :)Etrafta güzel gezintiler yapıp ,kafamı dağıttıktan sonra da benim hayatımda önemli bir yeri olan işime odaklanmaya başladım.Bu tarz kötü durumlarla karşılaştığımızda , dikkatimizi başka bir şeye kanalize edersek ,sorunlardan olabildiğince uzaklaşırız.Şimdi geçen sene yaşadığım küçük bir olaydan bahsedicem size..

Geçen Mayıs ayında okulum bittikten sonra amacım moda alanında kendi koleksiyonumu çıkarmaktı, zaten uzun zamandır düşündüğüm ve yapmak istediğim şey buydu fakat okuldan mezun olduktan sonra ,tekrar hastalandım ve ameliyat olmam gerekti. Amerikan hastanesinde karaciğer cerrahı Prof.Dr.Orhan Bilge'nin başarı ile yaptığı ameliyattan sonra, tam 4 ay sürecek kemoterapi tedavisi olmam gerekiyordu. Bu haberi alınca içimden "ama benim yapacaklarım vardı " diye geçirdim, o an yıkılmıştım,hastane koltuklarında ağlamaya başladım,yanımda annem vardı, ona bakıp kemoterapi olmak istemiyorum dedim,o da bana bu son dedi söz veriyorum bu son olacak. Üzüldüğüm konu ise ,benim 
4 ay kemoterapi görmem demek ,toparlanmam için tam 1 seneme eş bedeldi.

Ama size şöyle bir sır veriyim, gerçekten bir daha kemoterapi tedavisi görmicem :)Evet alacağım kemoterapi benim işime engel olacak derecede ,çok ağır ve zor bir tedaviydi. Yüksek doz holoxan tedavisi alacaktım, hem de hastanede 7 gun yatarak 24 saat boyunca. Gerçekten geçen kışın aldığım tedavi, bugüne kadar bana uygulanan tedaviler arasında en zoruydu.Neyse ki, ben yine de umudumu kaybetmedim, iyileşme sürecim biraz uzun sürsede bugüne geldim.Size bahsetmek istediğim de , işime ve yapmak istediklerime, hastalığım çok kere engel oldu ,şimdi de engel olmuş durumda ama ben yine de işime olan sevgimi kaybetmeden ameliyattan sonra , koleksiyonumu çıkarıcam.

Hayatta hiçbirşey için geç kalmış olmazsınız ,önemli olan istemek,siz istediğiniz sürece herşeyi yapabilme kapasitesine sahipsiniz!Bugünlük bu kadar ,yarın görüşürüz!! Ciao !!


18 Kasım 2013 Pazartesi

KASIM AYINDA KONTROL




Geçen hafta MR ,Akciğer filmi ve kan testlerimin sonuçlarını alıp, Amerikan hastanesine doktorum Prof.Dr.Sevil Bavbek ile görüşmeye gittim, tabiki yanlız değildim annem yanımdaydı. Erkek arkadaşım da muayene çıkışı beni alacaktı hastaneden. Sevdiklerinizin bu dönemlerde yanınızda olması gerçekten çok önemli. Doktorunuzla görüşmeye giderken sevdiğiniz bir arkadaşınız, aileden yakın birinin ,eşinizin, sevgilinizin yanınızda olup ,size destek vermesi gerekir. Haberler kötü de olsa,  iyi de olsa her halükarda bunu paylaşacağınız , size destek olacağını bildiğiniz bir kişi olmalı yanınızda :)


  
    

12.30 daki randevuma tam saatinde girdim, Amerikan hastanesinin  hasta hizmet kalitesini gerçekten seviyorum :) Sonuçlarımı doktoruma gösterdim, haberler beklediğim gibi değildi, 25 kasım haftası yeni bir ameliyat daha olacağım.Bu sefer yine karın boşluğumda biri 6 cm, biride 1,5 cm lik tümörler var. Bu haber beni üzdü açıkçası , ama bu ameliyatı da atlatacağım, çünkü tümörlerin vücudumdan gitmesi gerekli :(
Aşağıda koyduğum fotoğraflarda hematoloji sonuçlarım , alt ve üst batın MR sonuçlarım var. Kan değerlerim oldukça iyi çıktı, bu hastalıkta bağışıklık sisteminin kuvvetli olması çok çok önemli ,aslında her sağlıklı insanın da bağışıklık sitemine dikkat etmesi gerekir hasta olmamak adına. Benim bağışıklık sistemimi güçlendirmek için uyguladığım sihirli formüllerim var, onları ilerleyen günlerde tabiki sizle paylaşacağım,lütfen takipte olun!!




Haftaya hastanede olacağım , bana şans dileyin. Hastanedeyken yazılarıma devam edeceğim hatta fotoğraflarda yayınlayacağım , umarım iyi geçecektir. Hastaneye  ameliyat olmak olmak için giderken sevdiğiniz eşyalarınızı yanınıza alın , ben mesela laptopumu , kitaplarımı , moda dergilerimi , iskambil kağıtlarımı , makyaj malzemelerimi ve  yüz bakım ürünlerimi yanımda götürüyorum. Hayattan kopmamak çok önemli ! Desteklerinizi bekliyorum ! :)



17 Kasım 2013 Pazar

NE ZAMAN TANIŞMIŞTIK ?



Tam 6 yıl önce tanıştım ilk defa kanserle. Aslında kanser genel bir tabir bu kelimeyi kullanmayı çok sevmiyorum ama sanırım bahsetmek zorundayım, benim hastalığım da bir kanser türü olan Yumuşak Doku Sarkomu ( Sarkoma ) . Yazılarımda sarkoma olarak bahsedicem, o yüzden yabancılık çekmenizi istemem. Kısaca bilgilendirmem gerekirse sizi, nadir görülen bir kanser tipi sarkoma ,eminim birçoğunuz duymamıştır bile.

YDS (Yumuşak Doku Sarkomu) kendi içinde de türlere ayrılıyor,benim ki Snoviyal Sarkoma türünde. Aslında Snoviyal Sarkoma daha cok kemiklerde ve ona yakın dokularda çıkıyor, ama benim ki o kadar farklı ki ,yüzde 2'lik bir payda diliminin içinde karın bölgemde yani bağırsaklar, karın duvarı vs tüm komşu organlarda cıkıyor. 2007 yılından beri bu hastalığın neden bende çıktığına dair bir bilgiye ulaşamadım, henüz tıpta sebebi ve kesin tedavisi bulunamadı. Evet nerde kalmıştık? Tanışmamızı anlatıyordum.



2006 yılında Yeditepe Üniversitesinde Moda Tasarım ve Tekstil bölümüne ikincilikle tam burslu olarak başlamıştım, önce iki dönem ingilizce hazırlık okuyup,eylül 2006 da  fakülteye geçtim. Fakültede ilk dönem sanat ve tasarım eğitimi alıyorduk, karakalem kopyalamalar,kumaş dokularının guaj boyayla aynısını yapmacalar,düşünce tarihi,sanat tarihi,zorunlu üniversite dersleri gibi. Bunlardan bahsetmicem zaten. Evet Şubat 2007 de en sevdiğim derslerden biri olan Temel Sanat Eğitimi  ve değerli hocam Mehmet Özer'in dersindeydik.1 hafta önce karnımda ağrı sebebiyle acile gitmiştik sabaha karşı ,hastanede teşhis konulması açısından MR çekilmişti.Ben o gün dersteyken annemden MR sonucunu bekliyordum.

Kafamda kötü bir düşünce yoktu ,umarsızca dersime adapte olmuş çalışıyordum. Annemin haber vermesi gereken vakitte ,annemden hiçbir ses seda yoktu.Annem telefonlarıma cevap vermiyordu,herhalde yoldadır diye düşünmüştüm .Bir süre daha derse odaklanmam gerektiğini düşündüm,nasıl olsa o beni arardı .Fakat hala annemden bir geri dönüş olmamıştı hocamdan izin alıp ,bir daha sınıfın dışına çıkıp annemi aradım,bu sefer telefona cevap verdi.Sesi donuk ve kötü geliyordu,dersten çıkıp yanına gelmemi istedi,hastaneye.O gün doğum günümdü ,akşama kutlama planlarım vardı,bir anda hepsi uçup gitti aklımdan çünkü, kötü birşeylerin olacağını hissetmiştim.Aslında olayı daha da dramatize etmek istemiyorum o yüzden okuldan hastaneye giderken yaşadığım gerilimli yol sürecimi atlayıp, başka bir zamana bırakacağım.

Kısacası ,doğumgünümde hastaneye gittim ve kanser olduğumu öğrendim .Ne tepki vereceğimi bilmiyordum,o gün benim için siyahtı herşey. O yüzden bloğumun ismini ilk yazımdan ilham alarak BLACK DIARY koydum. Siyah benim için özel bir renk olmuştur herzaman.İçinde tüm renkleri barındırdığını düşündürttürür bana, bütün güzellikleri ardına saklayan, insanın saf güzelliğini ortaya çıkaran bir renk ,kendini gizlemeyi seven ve bir o kadar kendinden emin..Benim hayatımın değişim hikayesi böyle başlıyor,dediğim gibi bu bir başlangıçtı ve güzel bir başlangıçtı.

Birşeyleri kaybedeceğinizi düşündüğünüz anda,ona sıkıca sarılmak ve içinde kaybolmak istersiniz değil mi? Bende onu yaptım , hastalık beni yenmedi sadece bana kapı aralığından bakıyor hala ,ama ben onu hergün yenilgiye uğratıyorum. Bazen onun için üzülüyorum, ben olsam pes ederdim belki de ,sürekli yenilgiye uğramak iyi bir his olmasa gerek,değil mi sarkoma? 



Okurken Parov Stelar'dan seçtiğim parçayı dinleyebilirsiniz